Vakfiyelerin Önemi

Vakfiyeler, vakıflara varlık veren resmi belgelerdir. Vakfiye hukuki tabiriyle vakfın tescilidir. Vakfı kuran kişilerin adı, sanı, vakfedilen malların veya paranın miktarı, çeşidi ve evsafı bunların nasıl, ne şekilde kullanılacaklarını bildiren yazılı bir belgedir.

Vakfiyeler sahiplerinin huzurunda tanzim olunur ve mahkeme kütüğüne geçirilirdi. Kütüphane ve arşivlerde kitap şeklinde ve tomar olarak asli nüshaları halen mevcuttur. Vakıflarla alakalı işlerde bunların ehemmiyeti olduğu gibi, tarihi ve sosyoloji bakımından yüksek değer taşımaktadırlar. Vakfiyeler genellikle kâğıt ve deri üzerine yazılmıştır. Nadiren de olsa taş üzerine yazılmış olanları mevcuttur.
Vakıflarımızın milli hayatta önemli bir yeri vardır. Muhtelif zamanlarda ve değişik yerlerde vücuda getirilmiş olan vakıflarımızın ifa ettiği işler gözden geçirilirse, bunlar arasında dini hizmetlerin yanında içtimai hizmetlerinde geniş ölçüde yer aldığı ve önemli bir kısmın bu kabil işlerin ifa edilmesi için meydana getirildiği görülür. Mesela yoksulların karınlarının doyurulması, halka bedava meyve yedirilmesi, öğrenci ve çıraklara baharda kırda ziyafet çekilmesi, bayram ve şenlik günlerinde top atılmak suretiyle halkın neşelendirilmesi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışan işçilere ikramiye bağlanması gibi örnekler sayılabilir. Ayrıca yaşlanıp çalışamayacak eşrafa devamlı aylık bağlanarak yardım edilmesi, kimsesiz çocukların, yetimlerin, dulların ve yoksulların korunması ve kayırılması, yol, kaldırım ve köprü yapımı ve bunların bakımı için kurulmuş vakıflar tamamıyla sosyal hizmetleri yerine getiren vakıflardandır.
Kuyular, sarnıçlar, suyolları ve kemerleri, çeşmeler, sebiller, mahalle mekteplerinden yüksek tahsil müesseselerine kadar her derecede okullar ve kütüphaneler, hastaneler, imaretler (aşevi), kervansaraylar, sahillerde deniz fenerleri, yüksek geçit ve dağlarda sığınma ve barınma yerleri, şehir ve kasabalarda mesire ve tenezzüh sahaları, spor meydanları gibi tesisleri kurmak veya devam ettirmek maksadıyla meydana getirilen vakıfların gördüğü yardımlaşma hizmetleri, içtimai hayatı düzenleyen, milli bünyemizi geliştiren ve kuvvetlendiren amiller arasında yer almaktadır.
Dini hizmetlerin görülmesi için kurulmuş olan vakıflarda fertlerin milli mukaddesata bağlılığını temin eylemesi, halk arasında fazilet hislerinin doğmasına ve kuvvetlenmesine yardım etmesi, bakımından cemiyet hayatı üzerinde hayırlı tesirleri vardır.
Türk vakıfları yüzyıllar boyunca millet hayatında içtimai nizamın her türlü sarsıntı ve örselenmelerden korunmasına, fertler arasında yardımlaşma ve dayanışma yoluyla karşılıklı sevgi bağlarının kurulmasına çalıştığına göre, bu vakıfları ve hususiyetleriyle memleketin en hayati davalarına geniş ölçüde hizmeti dokunduğuna şüphe yoktur.
İslam, iyilik ve hayrı insanlara hasretmeyip, bir hadis-i şerifin delaleti sebebiyle hayvanlara iyilik etmeyi de teşvik etmiştir. Bazı vakfiyelerde hayvanların ve kuşların yemlenip bakılmasını belirten vakıflar mevcuttur.
Vakıflar konusunda Hz. Peygamber (S.A.V) insanları yalnız sözle teşvikle yetinmezdi. Bizzat kendisi Medine-i Münevvere’de bulunan yedi parça akarlarını vasiyet tarikıyla vakf ve süknasını, yani buralarda oturmak suretiyle intifa hakkını, müminlerin fakirlerine şart eylemiştir. 11
Hayri ve insani ideallerden doğan vakıflar arasında, gayeye ulaşmak için, milli hizmetlerin en mütenasip konular olarak seçilmiş olduğu vakıflar az değildir. Birçok vakıf sahipleri, sosyal veya kültürel sahalarda, hatta ekonomi ve askerlik alanlarında, milli zaruretler şeklinde beliren ihtiyaçları ön planda ele almışlardır. Vatan müdafaası, milli duyguların uyanık tutulması, milli kültürün gelişmesi, fethedilen ülkelerde Türk kültürünün yerleşmesi ve yayılması gibi maksatlarla vücuda getirilen vakıfların çoğu asırlar boyunca kendilerinden beklenilen hizmeti mükemmel bir şekilde görmüşlerdir.
Bu gibi vakıflarda milletimizin hayır arzusu ve milli menfaatlerimizi tüm yönlerden korumaya çalışmak gayreti kuvvetle göze çarpmaktadır. Bu konu son derece önemlidir. İşte vakıflarda bu konu çok güzel işlenmiş ve tatbikatta yararlı sonuçlar vermiştir. Türk vakıflarını memleket içinde muazzam bir örgüt halinde hizmete koymuş olan cömertlik ve fazilet gibi insani duygular yanında, vatanımızın mübarek topraklarında temellenmek ve baki kalmak fikrinin en başta yer aldığı görülmektedir.
Örneğin milli bünyeyi geliştirmeye ve kuvvetlendirmeye yarayan vakıflar arasında, spor meydanlarının ve tesislerinin de bulunduğu bilinen bir gerçektir. Zemankeş zaviyeleri veya pehlivan tekkesi gibi adlarla isimlendirilmeleri zamanın alışkanlığı neticesi olup, aslında bu müesseselerin tarikatla alakası yoktur. Eldeki eski spor kanunnamelerinin ve diğer vesikaların verdiği bilgilere göre bunlar sırf kendi sahalarında hizmet veren teknik spor kurumlarıdır. Bunlara bugün; okçular kulübü, jokey kulübü, güreş kulübü, sipahi ocağı, idmanevi ve stadyum diyebiliriz. Bunlar Türk gücünü artırmak, Türk nesillerinin sıhhatli ve kuvvetli olmaları için kurulmuş vakıflardır. Tabi ki, bunlar bu haliyle milli davaya hizmet etmişlerdir.
Eğitim ve sağlık işlerini yürütmek üzere kurulmuş vakıflar da, hep milli bünyeye hizmet etmişlerdir. Milli kültürün yükselmesi, halk sağlığının korunması, fertlerin hayatlarının korunması için, tehlike ve kazaların önlenmesi için, çalışan vakıflar pek tabi ki milli kurumlardır. Vakıfların imar ve sanat yönündeki hizmetlerini kim inkâr edebilir? Vakıflar eliyle yapılan çoğu eser abide vasfını haizdir. Bunlar bulundukları her yerde Türklüğü temsil etmektedir. Abidelerimiz Türk vatanının tapu senetleridir. Milli hudutlarımız dışındaki vakıf eserleri hala Türklük damgasını taşıyorlar. Her yerde bulunan cami, medrese, köprü, çeşme, kervansaray, han, hamam ve sebillerimiz hep vakıf abideleridir.